20 Nisan 2010 Salı
23 Mart 2010 Salı
soru cevap
bemol ve diyez kavgalarımızı
dile getirdik öldüresiye,
ve soruyorum
odanın duvarlarını kaç ses süslüyor şimdi?
gelip geçmesin istemek olağan
oysa zaman statik, evren hareketliydi
bir tablo
düş'ün
içerisindeyiz, görebildik mi
evrenin renklerle kurgulanmış denklemini?
izin tenden geçişi kadar kısa
hissetmeyecek kadar
vurdumduymazdık
ve soruyorum
açtığımız yara uçurumları aşıp nasıl bütünleşebilirdi?
yitirecektik elbet bizim olmayanı
birbirimizi
geriye renkler kaldı
sesler
inbred davranışlar
evren
ve soruyorum
hala benim şarkılarımı dinlemiyor musun?
ve soruyorum
her dinlediğinde,
her notasında beni anmıyor musun?
ve soruyorum
sırf suçsuzluğumu yüzüne vurduğum için
hala beni suçlamıyor musun?
7 Mart 2010 Pazar
"konuş"
speak
you who still have lips
speak
speak to the neighbors in the hallway
speak to people in the street
and in the subway
those, who still have ears
will hear
write words on paper
on walls and on banners
carry the words through the city
high above your heads
so everyone can see
distribute leaflets
about freedom resistance peace
solidarity and human dignity
let the words fly like swallows
to faraway lands
guided by the stars
like doves of hope
to our sisters and brothers
in the prisons of the world
those who could not be silent
speak
you who still have lips
words can become suns
words can become rivers
words can open gates
and build bridges
words can overthrow tyrants
if enough of us
arm ourselves with words
speak speak
it is our duty
to those who spoke
while they still
had lips
18 Şubat 2010 Perşembe
bla bla bla

30 Aralık 2009 Çarşamba
an
notalardan örülmüş bir evin sırt verdiğimiz duvarı
yastığımda unuttuğun saçının bir teli
veya küçük bir yazı bir kenara karalanmış
telvesinde rüzgar çıkmış birer sıcak kahve kokusu
teninin tadı, rengi, saçının rüzgarıyla dağılmış
baş döndüren bir "sen" kokusu
kalbimin eksik ritmi
şarkıların ritmine uymuş göz buğusu
bir avuç dolusu tuzu terinin
gecenin sabaha bakan penceresinde uykuya dalmış iki kadeh
bir kadehten içilmiş aşkın tortusu
zamansızlığı anlattım sana
konuştuk saatleri sadece saatlerin ölçtüğünü
gidişlerin bir an,
izlerin bir zaman sürdüğünü
omzumdaki saatin evrenle uyumsuzluğu
bir an durdu
bir zaman dokundu
çürüdü, köreldi, örüldü, öldürüldü
ve gitti
üst üste uzanmış izmaritlerin ter kokusu
birer içimlik sigaraydık
çektik dudaklarımızdan soluduk birbirimizi
küçük bir ihtiyaçtı giderdik
paylaştık sırılsıklam bir zehri
yaşadık
ve bitti.
27 Aralık 2009 Pazar
au revoir.
bu nedenle yaratıcılığı tetikliyor belki de,
çünkü anlatılamayacağını bildiğin halde, en iyi dizilimlerle ifade etmek istiyorsun.
ama bu durum bir ifadeler bütünü de değil.
bir sebebin ve bir sonucun ürünü olmadığı için sonucu önemsenmeyecek kadar anın dışında hatta sonuçsuz çünkü stabil olduğu da söylenemeyecek kadar dengesiz.
dengesiz her anım için teşekkürler.
hoşçakal.
22 Aralık 2009 Salı
buraya bir başlık
ne kadar, ne anlatabilir?
ve müzik
ne kadar harf taşıyor?
"kelimelerle, davranışlarla, bakışlarla eğer ki bir düş kuracaksam, kurmuşsam, yaşayacaksam, yaşıyorsam, tüm kalbimle yemin edebilirim ki senden başkası yok!
...
diğer tüm kadınlar benim için birer an
ve ben seni olabildiğince uzun zamana yayıyorum, günlere, haftalara, aylara..."
luckies and bonbons
